Duru Butik Wordpress'e Taşındı!

Uzun zamandır wordpress'e geçmek istiyordum ki google kaynaklı blogger problemleri de ortaya çıkınca artık Duru Butik olarak wordpress'deyim. www.durubutik.com adresinden yeni sayfama giriş yapabilirsiniz. Düzenlemelerim halen devam ediyor. Yeni yazılarım artık buradan devam edecek.Yorumlarınızı www.durubutik.com adresinden yaparsanız sevinirim.
Yazılarımdan haberdar olmak için bazı güncellemeler yapmanız gerekiyor.
http://www.durubutik.com
sitesine girip sağ üst köşedeki Bu Siteye Katılın butonu ile yeni adresimize üye olabilirsiniz.
Yeni RSS adresim http://feeds.feedburner.com/DuruButik
Güncellemelerimiz bir süre daha devam edecek.
Sevgiler...




Farklı dokulara sahip kumaşları birlikte kullanması tasarımcının yeteneğini yeniden kanıtlar nitelikte! Leopar, tül, dantel, saçaklar ve kuş tüyleri söylendiği gibi uzun baktırmıyor kıyafete... Çünkü hepsi bir arada bütünselliği yakalamış!
Sevgiler...

29 Mart 2010 Pazartesi

''Veda Filmi ve Kostümleri''

‘’Veda’’ filmini geçen hafta kardeşimle birlikte izlemeye gittik. Her yıl mutlaka Atatürk’ün hayatını anlatan filmler vizyona giriyor. Tarihimize dair kaynaklar her zaman ilgimi çeker... Atatürk’ün hayatı hakkında pek çok film yapıldı bugüne dek. Fakat yine de insanlar sıkılmadan her filme merakla gidebiliyor. Bu yıl ‘’Veda’’ filmiyle Salih Bozok’un Atatürk’e olan dostluğundan yola çıkılarak farklı bir açıyla izledik Atatürk’ü...
Ben filmi çok beğendim. Farklı buldum... Görüntüler beni çok duygulandırdı. Bilhassa Çanakkale Savaşının anlatıldığı sahne...

Bu defa, kostüm kullanımında daha büyük bir hassasiyet gösterildiği aşikardı! Filmin başında geçen dönemde, yani Atatürk’ün çocukluğunun anlatıldığı sıralar Zübeyde Hanım’ın kıyafetlerinde uzun ve bedende drape detaylı elbiselerin olduğu görülüyor. Bu zamanlar Cumhuriyet öncesi döneme tekabül ediyor, 1800’lü yılların sonu 1900’lü yılların başlangıcı olduğunu söyleyebiliriz. Zaten bu dönemde gerek Osmanlı’da gerekse Avrupa’da kıyafet ebatları hemen hemen paralel gidiyordu. Zübeyde Hanım için yüksek belli ve uzun etekler, elbiseler, fırfır detaylı gömlekler tercih edilmişti.
Fikriye’yi ilk gördüğümüz sahnede giymiş olduğu pembe elbiseyi buraya taşımak isterdim ancak görsellerde malesef bulamadım. Konu açılmışken; kendi eserlerimize dair ne zaman görsel bir arama yapacak olsam hep yeterli kaynak bulmakta sıkıntı çekiyorum. Örneğin Veda filmine dair çok daha fazla fotoğraf yayınlanmalıydı...
Fikriye yaşına binaen daha pastel tonlar tercih etmişti. Uzun; dantel ve inci detaylı elbiseleri çok hoştu. Verem hastalığından ötürü senatoryuma giderken giydiği cup ve uzun eteği fiyonk şeklindeki broş detayıyla çok sevimliydi. Özellikle kullanılan aksesuarlar dönemin modasını vurgulayan önemli ayrıntılardı. Eldivenler ve portföy çantalar kostümlerin tamamlayıcısı olarak izlendi.
Latife hanım Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte filmde görülmeye başlandı. Döpyes ve diz altı zarif elbiseler giyen Latife Hanım’ın tarzı da, karakterlerin diğerlerinde olduğu gibi belli bir çizgideydi. Filmde ki her kadın karakter, hisleri, düşünceleri ve yaşadığı dönemin modasını yansıtır bir biçimde filmde yer aldı.
Özellike makyaj konusunda da çok başarılı bir film olduğunu söylemeliyim. Zübeyde Hanım’ın yaşlılığı döneminde Dolunay Soysert’e uygulanan makyaj ve yabancı bir falcıya ait, gözlerinin iriliğini ve karalığını ortaya çıkaran makyaj benim en beğendiklerim oldu. Kuşkusuz Atatürk’ün yaşlılığı için yapılan makyajlarda çok başarılıydı.
Sevgiler...

25 Mart 2010 Perşembe

2010 Kış Modasından Detaylar; Yves Saint Laurent

Bir kaç gün evvel defileleri tek tek incelemeye başladım. 2010 kış defileleri başladığında bloglardan görüntülere aşina olmuştum. Detaylıca inceleme fırsatını ise ancak bulabildim. Defilelerin genel akışı pek çok yerde ifade edildi. Ben genel görüntüden ziyade detaylardan bahsetmek istiyorum. Çünkü asıl gün yüzüne çıkan ve kıyafetlerimizin görünümünü farklılaştıran ayrıntılarıdır.
Yves Saint Lauret'in koleksiyonu ile ''şeffaflık'' moda sahnesine giriş yapıyor. Geçen yıl minik adımlar atılmıştı bu trend ile ilgili. Önümüzde ki kış şeffaf detayları daha çok göreceğiz. Bilhassa aksesuar kullanımında gördüğümüz bu ayrıntı, kıyafetlerde yalnızca yağmurluk olarak anılmaktan sıyrılacak ve gündelik yaşantımızda da yerini alacak gibi görünüyor. Öyle ki Laurent'in koleksiyonunda aksesuardan ziyade yaka, kol ve beden de çalışılarak şeffaflığın adımı daha da güçleniyor!
Geçtiğimiz senelerle birlikte rokoko, barok ve 1900'lü yılların başladığı dönemlerin kol kalıpları modernize edilerek gün yüzüne çıktı. Gigot kol, prenses kol bunlara yalnızca örnek... Yves Saint Lourent'in kreasyonunda kol kalıbı iki parçadan oluşup iki ayrı kumaş ile birleştirilmiş. Bu detayı yalnızca kolda değil bedende veya bir elbisede de görebilmek mümkün. Böylelikle çift yönlü kumaşların önümüzdeki sezon artış göstereceği düşüncesindeyim.
Bir başka detay ise ruff yakaya atıfta bulunan kuş tüyleriyle çevrelenmiş yaka örnekleri... Bu tüyler yalnızca yaka da değil etek ucunda da kullanılmış. Kuş tüyleri giderek daha da popüler oluyor ve aksesuarlarda kısıtlı kalmayarak kıyafetlerimize de detay oluyor.
Koleksiyonda yer alan iki çarpıcı kıyafetin detaylarını incelemek benim için çok keyifli oldu. Saks mavi detaylı olanın tekstilde bir adı var ama benim hatırlamam mümkün olmadı. Bilen varsa bilgilendirirse sevinirim. Tabiki bu elde değil özel bir makinada yapılıyor. Tüm bir kıyafette çalışıldığını görmemiştim daha önce. Genellikle detay olarak yer verilen bir teknik... Ancak iki renk olarak çalışılması, duruşu, şifon sade pantolonu ve buna eşlik eden kemeri ile oldukça zarif bir görüntü meydana getirilmiş.
Sarı kostümde ise aynı renkte iki farklı kumaşın karışımı ile sık ve düzenli kanun pliler ile farklı bir stilde cup tasarlanmış. İzlemesi pek keyifli oldu benim için!
Sevgiler...

18 Şubat 2010 Perşembe

Sevdiğim Detaylar; Agraf

Benim tasarım anlayışım şıklığın detaylarda saklı olduğu... Ufacık bir detay kıyafetinizin tüm ahengini değiştirir sizi farklı kılar. Moda devleri de bunu çok iyi biliyor ve detaylara ustalıkla dikkat çekiyor. Zerafet şatafat demek değildir ki biz bu hataya çok düşüyoruz. Sade siyah bir elbisenin üzerinde ufacık bir detayla bile zarif olabilmek mümkün. Bu bir aksesuar olabilir ve ya bir kumaş oyunu...


Moda her yıl bambaşka tutumlar sergileyen bir olgu... Üstelik her zaman tutarlı da değil. Sürekli geçmişinden beslenir. Geliştirir kendini ama hep başkadır, her geçen gün başka... Bu yıl sıkça kullanılan detaylardan biri fermuar oldu. Kıyafetlere dışarıdan dikildi, aksesuar olarak çok kullanıldı, broş olarak yakamızda, toka olarak ayakkabımızda görüldü ve görülmeye devam ediyor. Fakat moda olduğu için her an aynı aksesuarı görmek bazen sıkkınlık oluşturabiliyor. Bunun haricinde ‘’ne kadar moda’’ bilemiyorum ama benim dikkatimi çeken ‘’agraf’’ oldu. O da tıpkı fermuar gibi içeriden çıkıp kendini dışarıda göstermeye başladı.



İncelerken karşılaştığım örnekler bana kendini sevdirdi. Küçücük ama bir o kadar hoş ve zarif bir etki bırakıyor. Üstelik sizi hiç yormadan ister günlük ister gece kıyafetlerinde tercih sunuyor. Son tasarladığım kaftan için çin düğmesi bakarken envai çeşit agrafla karşılaştım. Kullanım alanı çeşitliliği sayesinde oldukça geniş görünüyor. İşte size örnekler;






Sevgiler...

3 Aralık 2009 Perşembe

Tasarım; Nişan Kıyafetim

Kişisel sebeplerden ötürü arayı yine epey açmışım. Lütfen kusuruma bakmayın. Tatlı bir telaş sonrasında nişan merasimimizi gerçekleştirdik. En son ki yazımda belirttiğim gibi nişan kıyafetimle yeni bir başlangıç yapıyorum. Moda tarihine olan ilgim sayesinde bilinçaltımdan bana hep eski dönemlerden ilham geliyor. Aslında kıyafetimin çizimini ve kumaş seçimini yaparken bunun farkında değildim. Dikildikten sonra baktım ki ben yine bir modernizasyon yapmışım ve Rönesans döneminden etkilenmişim.



Son zamanlarda tasarımlarımda detayı daha çok arka kısma yoğunlaştırdığımı görüyorum. Nişan kıyafetimde de ön görünüşü sade tutarak, arkada üçgen kesimli kuyrukta bol miktarda drape kullandım. Belde ve bilekteki sivrilikle de barok modasından da ilham almış oldum.


Yakadaki daire katlar ve etek verevden kesilmiş olup hafif bir kabarıklık istediğim için tek kat tül etek diktirerek istediğim volümü elde etmiş oldum.

Sevgiler...

24 Temmuz 2009 Cuma

Sevdiğim Detaylar; Fiyonk


Fiyonk, pek çok kadının hoşuna giden bir detaydır. Çok sade bir elbisede kemer olarak kullandığınızda anında elbisenin tüm havasını değiştirir ve hareketlendirir. Sadece belinizde değil, yakada, kolda veya düğme olarak bile minik minik kullanabileceğiniz, kıyafetinizin duruşunu farklılaştırabileceğiniz çok bilindik ama bir o kadarda hoş bir detay. Uzun bir süredir de çok revaçta ve artık spor bir tarzla da kullanılabilmesi sıra dışı görünmek isteyen kadınlara kolaylık sağlıyor.


Değişik bağlama stilleri ve kumaş oyunlarıyla da apayrı bir fiyonk duruşu sağlayabilirsiniz. Örneğin sert bir kumaşın duruşuyla ince kumaşla yaptığınız fiyongun görüntüsü aynı olmayacaktır.
Oscar ödül törenlerinde birer yıl arayla Nicole Kidman ve Charlize Theron omuzlarında sert kumaşla taşıdıkları fiyonkla kostümlerine farklı bir görüntü kazandırmışlar.



Sevgiler...

21 Temmuz 2009 Salı

Bir Kıyafetin Anatomisi

Görmüş olduğunuz kıyafet Chanel'in ''2009 Kış Haute Couture'' koleksiyonuna ait. Kişiye özel tasarım atölyeleri ile hazır giyim atölyelerinin çalışma tarzları farklıdır. Kalıp çıkarma metodundan, kumaşlara kadar apayrı özellikler taşırlar. Örneğin hazır giyim için baz kalıplarla çalışılırken, Haute Couture için bizzat kişinin ölçülerine göre çalışılır, yani drapaj yöntemi kullanılır. Manken üzerinde kalıp çıkarma metodu olan ''drapaj'' benim en sevdiğim kalıp çıkarma yöntemi... Ayrıca Haute Couture'de kumaşlar el işçiliği özelliği taşır. Kumaşa işlenecek tüm aksesuarlar (pul, payet, boncuk, tüy, otriş vs.) elde yapılır. Aşağıda ki video da bu kıyafetin tabiri caizse anatomisini yani yapım sürecini anlatıyor. İzlerken çok keyif aldım. Umarım sizler de aynı keyfi alırsınız.




Sevgiler...

7 Temmuz 2009 Salı

2009 Haute Couture; John Galliano

Her yıl sezon başlarında ünlü markalar defileleriyle modaya yön verirler. Sezon defilelerinden çok couture defilelerini merakla beklerim. Ama özellikle John Galliano’nun couture kostümleri size bir müzenin moda sergisinde olduğunuz hissini verir. Hepsi ayrı bir sanat eseri! John Galliano’nun sınırsız hayal gücünün meydana getirdiği bu kostümler, genellikle pastel tonlar ve çarpıcı detaylarla birleşerek sıradanlığa meydan okuyor!

Christian Dior’un tahtını devralan Galliano, Dior’un çizgisinden kopmayarak kendi tarzını lanse ediyor. Örneğin tüm kostümlerde bel vurgusu gözden kaçmıyor. Feminen bir tarzı olan Dior, John Galliano’nun kumaş oyunları, sıra dışı şapkaları ve farklı makyajıyla birleşerek her yıl olduğu gibi 2010 Haute Couture defilesiyle çıkış yapıyor.


Arkasından balonlaşan bu sarı ceket apayrı bir hava katıyor koleksiyona. Kabarıklık, eteklerden sonra ceketlere demi yansıyacak acaba?

Pembenin en güzel tonlarını kullanır Galliano... Fuşyadan mora dönen pembeye kadar göze en güzel gelen tonları kumaş oyunlarıyla sunar moda dünyasına...

Haute Couture ve John Galliano birleştiğinde kabarık etekler defilenin olmazsa olmaz parçalarıdır! Sizi Dior'un en popüler olduğu 50'li yıllara götürür ve kadınları hayran oldurur kendine...


Sevgiler...

28 Haziran 2009 Pazar

Sevdiğim Detaylar; Ruff Yaka

Eski dönemlerde modaya saray mensubu kadınlar yön veriyordu. Bilhassa kraliçe ve düşeslerin kıyafetleri halk tarafından izleniyor ve taklit edilmeye çalışıyordu. Ancak halkın kendisine uyarlamak istediği kıyafetler belli ölçülerde olmalıydı. Şöyle ki; halktan olan kadınlar kraliçe kadar kabarık etekler giyemezdi. Sınıf farklılıkları giyimde de söz konusu idi. Ruff yaka da bu farklılıklardan biri... Rönesans döneminde moda olan bu yaka, statü ve zanginliğin sembolüydü. Boyun çevresinde yelpaze gibi dolanan ve kolalı olan bu yakayı geçen yıllarda gösterime giren Elizabeth filminden hatırlayacaksınız.

Şimdilerde ise Chanel ve Balenciaga gibi dev markaların tasarımları arasında günümüze modernize edildi ve ruff yaka yeniden moda sahnesine giriş yaptı. Chanel, ruff yakayı siyah tayyör ve tuvaletlerde beyaz renkte tercih etti ve aynı zamanda bileklere de taşıyarak bizi Rönesans dönemine götürdü.
Balenciaga ise, Chanel'in aksine ruff yakayı klasik çizgisinden uzaklaştırarak desenli kumaşlarda ve spor giyimle bütünleştirerek çok hoş bir etki yakalamış.En son fotoğrafta ki ekoseli ruff yaka bu sezon benim favorilerim arasında!


sevgiler...
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
-->